Birkaç sene önce yıl sonu değerlendirmesi yapmıştım burada, son birkaç haftadır da kendimi aynı şeyi yapma dürtüsü içerisinde buldum. Sanırım kayda değer şeyler olduğunu söylüyor bilinçaltım. Nitekim oldu da. Mesela 11,5 yıl yaşadığım şehirden ayrıldım, artık farklı bir yerdeyim. Başka bir yere taşınmak zaten zor olacağını düşündüğüm bir şeydi ama düşündüğümden de fazla zorlandığımı itiraf etmeliyim.
Çoktan hallettiğin bazı şeylere sıfırdan başlamak hiç kolay değil, hele odağın daha başka taraftaysa. Ama ana amaç idealist tarafımı tatmin etmekti; "insan doğası gereği hareket halinde olmalı" dedim, "rahatlık insanın en büyük düşmanı" dedim, "çok fazla teori insanı oldum, biraz da pratiğini yapayım" dedim. Bir tarafım yanlış yaptığımı söylüyor; insan belirli oturmuşluklara sahip olmazsa, belli seviyede monotonluğu yakalayamazsa verimli olamıyor. Ve kök salmak uzun vadede ödüllendiriliyor, sistem tamamen rahatlığını abuse etmek üzerine inşa edilmiş durumda.
Bir tarafım da doğru yaptığımı düşünüyor. Gerçekten de kağıt üzerinde anlayamadığım şeyleri anladığım oluyor, mesela bazı konuların ana sebebi yaşadığım yer ya da insanlar değil de kendimmiş. Hac ibadetinin temelinin "uzun ve zorlu bir yolculuk" olmasının bir sebebi var demi neticede, o yolculukta kendini terbiye ediyorsun. Kendimi terbiye ediyor muyum bilmiyorum ama farkındalık kazanmak güzel bir şey.
Yolculuk demişken, 3 ülke ve 10 şehir gördüm bu sene. O kadar çok yere seyahat yaptım ki artık introvert ruhum rahatsız olmaya başlıyor bir ay sabit kalınca (Evet iki ay bile değil). Ve bu da içimde bir çelişki oluşturuyor, çünkü hala bir introvertim, hala insan ilişkilerinin karmaşıklığına enerji harcamak istemiyorum. Bu çelişkiyi dengelemeyi henüz becerebilmiş değilim, bu da beni duygusal birine dönüştürüyor yer yer. Neyse ki artık 30 (OTUZ) oldum da aklım daha baskın oluyor çoğu durumda. Evet, artık 30'lar kulübündeyim ve kafası da geldi valla. Placebo da olabilir bilmiyorum ama çoğunluğun aksine yaşlanmak bana iyi geliyor. Çünkü ne kadar rasyonel olursam o kadar başarılı oluyorum ama içerisinde duygu olan bir şey olduğunda fail etme olasılığım da o kadar artıyor. Yaşlandıkça tecrübenin avantajını önemli derecede görüyorum. Tabii ki hala aşırı gencim, tabii ki insan her konuda her zaman iyiye gitmiyor ama benim için güzel şimdilik.
Bu senenin benim için en gurur verici başarısı AWS sertifikasını almak oldu. Aşırı "down olmuş" bir hâldeyken, bazı değerlerimin yıkılmış olduğunu görüp onu kabullenememe aşamasındayken bunu almış olmak çok gurur verici. Uzun zaman sonra Space Marine modunu açtığımı hissettim. O dönem ayrıca ehliyet de aldım. Ve sadece birkaç hafta önce, çalıştığım şirketten ödül aldım.
Son bir iki ay kapitalizmin çarklarını tam sürat çalıştırdım. Londra gezisi, eve bir sürü yeni parça, yeni kıyafetler vs derken kulaklarımı da dünyanın kötü tarafına kapattım. Sadece iyiye odaklanıp her şey çok güzel ihihi modunda hayat ne kadar da akıyor gidiyormuş meğer. Kapitalizm hakkaten yolunu bulmuş, insanların dopamin eğilimini suistimal ederek dikey hiyerarşiyi "en güzeli bu" diye pazarladılar bize. Dünya değer sahibi insanlar için çok acımasız bir yer. Çünkü sadece iyiye odaklandığında kötü bir şeyi görür görmez kaçıyorsun ve o orada değilmiş gibi davranıyorsun. Ve illaki o kötüye maruz kalmak zorunda olduğunda dünyaların yıkılıyor, çünkü o kadar hazır değildin ki, o kadar savunmasızdın ki etkisi çok daha kötü oldu.
Mental sağlık için kendimizi kandırmamız şart. Ama ben son zamanlarda olması gerekenden fazla kandırdım kendimi. Belki de bu, yukarıda bahsettiklerimin bir yansımasıydı, belki de secure zone'da kalmam gerekti bir süre. Neticede yakın vadede bunu değiştirmeyi hedefliyorum.
Yakın vadede ayrıca vokal kursuna da yazılmayı hedefliyorum. Bu aralar kafamda yeni besteler oluşuyor, içimde bir şeyler yapma dürtüsü var. Müzik denilen şey tamamen his ve ben kendimde yeni şeyler yapabilecek bir enerji görüyorum. İlk defa! İlk defa kreatif bir tarafım canlanıyor, cidden sonuçları merak ediyorum.
İşte bunlar yaşamak isteyen tarafımın özetiydi. Bir Mert gerçeği var ki o yıllardır hayatla alıp veremiyor. Kendimin bir bölümü yarını dahi görmek istemiyor. O tarafım hala canlı ve canlı kalmaya da devam edecek. Ve bir gün o tarafımın galip geleceğini düşünüyorum. Ama ne zaman hiç bilmiyorum.