3 Ocak 2023 Salı

Çizginin Dışında Hissetmek

     Son birkaç aydır dışarıda yürürken insanların ne konuştuğuna, nasıl yürüdüklerine ve nasıl bir ruh haline sahip olduklarına daha bir dikkat ediyorum. Bulunduğun yere ve zamana göre bazen önemli ölçüde değişse de bazı şeyleri genelleştirmek mümkün. Mesela sohbetlerin büyük bir çoğunluğu bir insanı konuşmak üzerine oluyor. Ya da belli yaşa ulaşmış insanların büyük çoğunluğu gülmüyor veya enerjik durmuyor. Örnekler fazlaca uzayabilir.

    Neticede çıkarmak istediğim sonuç kültürel olarak nasıl olduğumuzu anlamak. Farklı kültürleri öğrenmek sevdiğim bir şey ve yaptığımız şeylerin bize etkisinin ne kadar olduğunu anlamak diğer kültürlerle kıyaslayınca daha bir eğitici (ve hatta eğlenceli) oluyor. Ama bu çıktı bazı gerçekleri de öğrenmeme yarıyor. Ben nasıl biriyim ve nasıl bir ortamda ne tarz bir birey olarak yaşamak istiyorum sorularını kendime sorduğumda gördüğüm/okuduğum/maruz kaldığım kültürle karakterimin büyük ölçüde ayrıştığını görüyorum. Hani zaten bilinen bir şeydi de son zamanlarda olabildiğince izole, kendi özerk alanımda yaşamak istememin başlıca sebebi buymuş. 

      Hangi yazımdaydı hatırlamıyorum ama aidiyetin önemli olduğundan bahsetmiştim birinde. Mahalle/sokak, köy, ilçe, il, ülke bunlardan birine ya da birkaçına bağlılık hissetmediğin zaman yabancılaşıyorsun ve bir anda her şeyi uzaktan seyretmeye başlıyorsun. İşte ben de bugün daha bir uzaktan seyrettim karşıma çıkanları. Her geçen gün uzaklaşmak ve bu kültürün değişmeyeceğini bilmek yıpranmış hissettiriyor. Neticede bunu kabullenip ait olabileceğini düşündüğün toprakları aramaya başlıyorsun. Değerli dostlardan uzaklaşmak pahasına.