30 Aralık 2019 Pazartesi

Bekliyoruz Vesselam

     Tüm içerik üreticilerin "tıklanma fırsatı" olarak gördüğü '2020'den Ne Bekliyoruz' yayınlarına bir tane de ben ekleyeceğim bu sene (Hoş, ne bir içerik üreticiyim ne de tıklanılmasını istiyorum). Çünkü 2020'de hatırı sayılır miktarda sevdiğim insanların/ekiplerin ortalama dört senede yaptıkları ürünleri ortaya çıkacak. Hepsinin tek bir senede toplanmasının ilginçliğine bir de sektör değiştirecek olayları ekleyeceğim. Bunlar da hem geleceğe not almak hem de o gün geldiğinde tekrar okuyup "hehe nasıl da tutturmuşum" narsistliğine erişmek için. Yalan yok, tutarlı yorum yapınca zevk alıyorum (Kendime Not: Olumlu bir duygu değil, değiştirilmek için çabalanmalı mı düşün). Neyse let's go..

TAME IMPALA - THE SLOW RUSH (14 Şubat)

   2019'un bana kazandırdığı en güzel şeylerden biriydi Tame Impala. Spotify'da en çok dinlediğim sanatçı / şarkı (Mind Mischef of course) olmasına şaşırmadım ama nasıl bu kadar fazla dinlediğime şaşırdım, hem de uzun bir süre. Kevin Parker'ın yeteneğine saygımız büyük kısacası.


    Yetenek büyük olunca yapılacak yeni albümden de elbet güzel bir şeyler dinleyeceğimizi düşünmek normalleşiyor. Bu sene çıkardığı single'lardan istediğimi alamadığım için "acaba bu albüm iyi olmayacak mı" endişeleri oluşsa da özellikle son single'ı Posthumous Forgiveness'ı çok çok sevdim, tam aradığımı vermiş Kevin Abi (Bak hatta tekrar açtım). Beklentiler tekrar yükseldi yani. 14 Şubat'a da çok kalmadı zaten.

HALF LIFE: ALYX (Mart)
 
    Evet bu oyun sadece VR'a çıkacak ve uzun bir süre oynayamayacağım gibi duruyor. Ama dert değil, zaten korkarım ben. Benim asıl takip etme amacım VR sektöründeki değişimin nasıl olacağı. Zamanında Half Life 2 için Steam zorunluluğunu koyarak çok eleştirilmesine rağmen sektörü olumlu anlamda değiştiren bir firma olan Valve'ın bu VR hareketi de oyunun kaliteli olması halinde olumlu bir şekilde arttıracağı anlamına gelebilir.
   VR sektörü düşündüğümden çok daha yavaş bir şekilde ilerliyor. Hatta belki de büyüyemiyor bile (Buna niye bakmadım ki ben, noted). Bunda çokça etmen var ama Half Life gibi büyük bir ismin işin içine girmesi sıkıntıları örtbas etmeye yarayabilir. İşin daha da önemli tarafı diğer firmaların da "haa bu işte para varmış" diyerek daha ciddi yatırımlar yapması. Sırf bu açıdan oyunun kalitesi ve sonuçlarını takip edeceğim.

CYBERPUNK 2077 (Edit: 17 Eylül)
   
    The Witcher'ın ne olduğunu kimseye anlatma durumunun olmaması güzel mi kötü mü bilemedim. (Ama dizi söylendiği kadar iyi değil, ondan eminim). Fakat bir gerçek var, herkesin bilebileceği bir dizi haline gelmesini sağlayan, kitapların Türkçe dahil birçok dile çevrilmesinin en büyük sebebi The Witcher 3 oldu. Çıkmadan aylar önce bile burada çokça dile getirdim The Witcher 3'ü, CD Projekt RED'i. Firmanın mütevazı davranışları, oyuncuyu memnun eden tavırları ve ellerinden geleni yapmalarını zaten ilgiyle takip ediyorken insanın içine işleyen hikayeler barındıran bambaşka bir deneyim sunmaları ayrı bir sevgi oluşturdu birçoklarında.


   Ama bu bir şirket ve neticede esas amaç para kazanmak. Alçak gönüllük devam ederken Cyberpunk için yapılan Keanu Reeves'li tanıtımlar (ve daha fazlası) benim bu "devasa" beklentimi ciddi ölçüde azalttı. Bu bir açıdan iyi aslında, çünkü fazla beklenti asla isteneni verdirmez. Ama bu oyunun amacından saptığını ve biraz şova dönüştüğü gerçeğini değiştirmiyor işte. 
    Cyberpunk 2077, CD Projekt için ciddi bir test ve şirket kendi kendini bu duruma soktu. Şimdi herkesi memnun etmek için "ister stealth, ister combat odaklı oynayın" veya "karakteriniz cinsiyeti isterseniz olmayacak" seçeneklerini ortaya atıyorlar ve oyuna ekliyorlar. Asıl amaç olan hikaye anlatımı ikincil öncelik oldu.
   Ama tüm bu durumlara rağmen, Fallout 4 vak'ası sezinlememe rağmen bekliyoruz işte, insan sevince vazgeçemiyor işte... (sdfsdf ne alakaysa).

THE LAST OF US PART II (29 Mayıs)

    İşte asıl beklentimin hiç düşmediği, aksine giderek yükseldiği yapım bu, ahanda(a-han-da) bu. The Last of Us Part II. Bizden Kalanlar İkinci Bölüm. Hemen sıralayayım neden beklentimin yükseldiğini (Ay heyecanlandım.)
    İlk sebep tabii ki de ilk oyundan geliyor. 2013'te çıkan oyunu geçen sene deneyimleyebilmiştim. Oyunun birçok bölümünü bilmeme rağmen bitirdiğimde yaşadığım duygu öylesine güçlüydü ki, Ellie ve Joel'e varlığına öylesine inanmış ve bağlanmıştım ki inanamadım bu duruma. Nasıl bir etkidir ki bu ikinci seferde bile öylesine güçlü bir duygu oluşturabiliyor (Bu durum bana özgü değil, oyunun ana karakterlerini canlandıranların bile, ispat burada). Bu işte, kaliteli bir ürün olduğunun göstergesi. 
   İkincil olarak da Naughty Dog'u göstereceğim. Geçen sene çıkardıkları en popüler oyunları çıkış zamanlarına göre oynama şansına eriştim. Ver her oyunda oldukça açık bir şekilde kendilerini geliştirdiklerini gördüm. Assassin's Creed gibi "tutmuş bir formül üzerine bir tane daha" mantığıyla yaklaşmıyorlar (Aslında bir tek Uncharted Lost Legacy var ama o pek sayılmaz). The Last of Us 2 için de bunun devam edeceğini düşünüyorum.


   Ve tabii ki Neil Druckmann, ilk oyunun ve Uncharted 4'ün yazarı, yönetmeni. Hatta abartayım neredeyse her şeyi. Karakterler üzerine oluşturulan hikaye yapısından tutun, anlamsız tutorial'ları bile atmosfere yedirmeyi başarabilen, ağırbaşlı ve ayağı fazlasıyla yere basan oyunlar yapan abimiz. İşini tamamen tutkuyla yapıyor ve Part 2 için de bunu yaptığına eminim (ispat burada).
   Neil Druckmann'ın kafasındakini verebilen oyuncular (player olan değil de aktrist olan) da elbet bu beklentinin sahibi. Özellikle Joel'i oynayan Troy Baker. Zaten muazzam bir oyuncu, neyi oynasa/seslendirse muhteşem oluyor, üstüne oldukça tutkulu olduğunu defalarca söylediği Joel'i tekrardan oynayacak. Tweet hisleri çok iyi açıklıyor aslında. 
   İşte bu sebepler ve olumsuz bir durum görememek (Sony'nin herhangi bir darlama yapması, maddi sıkıtılar vs) beklentimizi oldukça yükseltiyor. 

TENET (16 Temmuz)

    Film endüstrisinin en sevdiğim yönetmeni yaklaşık beş senedir Christopher Nolan bende. Sektör artık eskisi kadar bende bir heyecan yaratmadığı için bu filme de aşırı bir beklenti yüklemesem de Nolan'ın kolay kolay "en iddialı yapımım" cümlesini kullanmayacağını bildiğim için meraklanmıyor değilim. Dunkirk için "deneysel" demişti ve patlamıştı. Bakalım "iddialı" filmi nasıl oluyormuş.
     Filme olan merakımı arttıran bir başka etmen de senaryo konseptinin Nolan'ın en güçlü olduğu yanda olması: Mindfucking. Böyle beynimizi allak bulak edip, hack'leyip wow olacakmışım gibi duygu var ve bu durum gayet iyi.
   Cyberpunk'ta bahsettiğim "devasa " beklentiyi Dunkirk'te yapmıştım ve büyük hüsran olmuştu. Tenet için bunu yapmıyorum pek tabii. Yine de biletlerimi ve Omega-3 içeren besinlerimi hazır tutuyorum.

PlayStation 5 - Xbox Series X (Sonbahar)

    Zaten duyurulmuş oyunlar bile 2020'nin alev alev yanmasını sağlıyorken üstüne bir de yeni neslin çıkışını göreceğiz, hidrojen bombası etkisi yani. Henüz isimlerini ve ufacık detaylarını bildiğimiz konsolların donanım detayları, fiyatları, çıkış oyunları bilememek ortamı geriyor. Çünkü konsollar bok çıkabilir, zaten oldukça bir kırılgan yapıda olan sektörü önemli ölçüde etkileyebilir. Fiyatlar fahiş olabilir, tamamen uzaktan seyretmemize neden olabilir vs vs oldukça kabarık bir endişe listesi mevcut.
   Ama tabii haptic gibi heyecan verici özellikler de var ve yeni nesil demek ciddi bir grafik kalitesi artışı demek. Ne olursa olsun konsollar piyasaya çıkacak ve bir şekilde bir düzen kurulacak. Bunun sancılı mı sancısız mı olduğunu göreceğiz.

17 Eylül 2019 Salı

Dosya: Steam'in Çatırdayan Krallık Koltuğu

    Uzun zamandır Valve ile ilgili bir yazı yazmak istiyorum buraya. Gerçekten ne zamandır ya? İki sene? Olabilir. Ama gelin görün ki bu yazı da kafamdaki Valve yazısı ile ilgili değil, şirketin en önemli uygulamasıyla ilgili. Yani Steam'le.

    Steam'i 6 yıldır aktif bir şekilde ve gerçekten severek kullanıyorum. 2014'te gelen Türk lirası fiyatlandırmasından sonra hele öğrenciyken bile alabildiğimiz onlarca oyunu oynama şansı verdiği için seviyorum (15 ₺'ya bile pahalı diyorduk hehey). Sadece ucuz oyun sağlamasıyla da değil, hiçbir sorun olmadan indirip, güncelleyip oynayabilmeyi de sunuyor bize. Bunun yanında her oyuna ayrı bir forum sayfası (ve bu sayfaların aktif olup aradığını kolayca bulabilme), topluluk sayfası ki buralardan ilgili oyun hakkında çok güzel yazılar, çözümler, sanat tasarımları ve atölyede modlar bulabiliyorsunuz. Ayrıca geliştiricilerin geliştirdiği oyun hakkındaki haberleri de kolayca takip edebilmek de mümkün.
     Steam'in belki de en güzel özelliklerinden birisi asla karşına çıkmayacak ama çok beğeneceğin bir yapımı senin önüne sunması bence. Herkese oyununu tanıtma, beğendirme ve para kazanma hakkı vermesi oyun sektörünün bu derece hızlı büyümesinde çok büyük rol oynadı.

     Kısacası Steam'i hala severek kullanıyorum. Ama herkes artık aynı şeyi düşünmüyor. Platformda ciddi sorunlar var ve bu çatlak yarığa dönüşmek üzere.
    İlk olarak Steam'in arayüz olarak uzun yıllardır önemli bir değişikliğe gitmemesi herkesin canını sıktı Aynı yapıyı görmekten ziyade modern bir görünüm olmayışı, yeterince özelleştirememek falan oyuncuları rahatsız ediyordu. Ama bu platformu terk etmek için yeterli bir sebep değil tabii ki. Neyse ki Valve nihayet önemli tasarım değişiklikleri olacağını gösterdi bize. Ama tabii ki bu hamle çok çok geç geldi.

    Steam uzun süre tekel konumda kafası rahat bir şekilde gitti. Uplay'ler, Origin'ler, Games for Windows Live'lar falan hiç kimse reisin yanına yaklaşamadı. Bir Summer Sale geldi mi yer gök GabeN fotoğrafıyla doldu yıllarca. Ama hem artık Summer Sale'ler eski parlaklığında değil, hem de sahaya ağırlığını koyan bir rakiple karşı karşıya Valve: Epic Games Store.
    Epic Games, Fortnite'dan gelen parayla ne yapacağını şaşırdığı için hali hazırda var olan kendi mağazasını Steam'e rakip etmek istedi. Bu tabii ki de öyle kolayca olamaz. Epic Games de akıllıca düşündü ve oyunculardan ziyade yapımcıları memnun edecek bir yol çizerek Steam'in acımasız 70/30'luk pay dağıtımının aksine 88/12 gibi dağıtıma karar verdi. Üstelik yapımcılara garanti bir de ücret verdi ki yanlış seçim yaptığınızı düşünseniz bile zarar etmiş olmayınız diye. Hatırı sayılır insan da bu fikri sevdi ve Epic excluısive anlaşmaları başladı.

   Epic exclusive anlaşmaları Valve'a vurulan en büyük darbe gibi gözükse de Valve'ın farkında olduğu ciddi bir sorun daha var: Bağımsız oyun satışlarındaki dramatik düşüş. Özellikle son zamanlarda ben de fark etmiştim bu durumu inceleme sayılarının azlığını dikkate alarak. "Bu oyun nasıl olur da 35 inceleme alıyor ya çok beklenmiyordu bu?" soruları kaç defa geçti aklımdan yeni çıkan bağımsız yapımlara baktıkça. %70'lik bir düşüşten söz ediliyor. Eğer durum bu derece vahimse özellikle bağımsız yapımların Epic Games Store'a geçmeleri için hiçbir sebep yok. Ben geliştirici olsam geçmek isterdim.
    Steam bu durum için daha birkaç gün önce yapay zeka destekli oyun önerme algoritmasını yayına aldı Ama şimdilik algoritma hiç beklendiği gibi davranmadı.

    Evet... Bu kadar uzun olacağını hayatta tahmin edemezdim ama konu derinmiş meğersem. Steam'in güzel ortamının bozulmasını asla istemem. O yüzden biraz taraflıyım bu konuda. Lütfen GabeN biraz hızlı çözümler bul. Bu zamana kadar çok faydalı oldun. Ama devir özellikle oyun sektöründe çok çabuk değişiyor ve ayak uyduramazsan hemencecik çiğneniyorsun.

13 Ağustos 2019 Salı

Nocebo Etkisi

     Uzun yıllardan sonra bir şekilde (kesinlikle kendi sayemde değil, mevcut konjonktür sonucu (Allah'ım sonunda bu kelimeyi kullanabildim (Parantez içi parantez mümkün mü acaba? (Sadece iki parantez destekliyormuş dilimiz, dammit.)))) PlayStation 4 sahibi oldum ve kabarık listeyi azaltmaya başladım. İndirimlerin de sayesinde öncelikli olan tüm oyunları alabildim ve mümkün olduğunca oynadım. Witcherler'lar, God of War'lar, The Last of Us'lar arka arkaya güzel gidiyordu haliyle. Hatta burada sıralı liste vereyim ki oynadıklarımın ne derece iyi olduğu belli olsun:

  • The Witcher 3
  • Uncharted Serisi
  • The Last of Us
  • DOOM
  • God of War
  • Journey
  • Red Dead Redemption 2

   Her birinin birbirinden iyi olduğu bir liste bu. Bu dönemde oynadığım her oyun "En İyi" listeme giriyor, hepsinden büyük keyif alıyordum. Sonra ne oldu tabii ki, her güzel şeyin sonu olduğu gibi bu güzelim yapımların da sonuna geldik ve elimde "Abi çok iyi ya" dedirtecek bir şey kalmadı. Ben de ortada kaldım ve "Nocebo Etkisi" denilen şeyle karşılaştım, yani Placebo Etkisi'nin tam tersi olan "güzel olan bir şeyin bile güzel gelmemesi" durumuyla.

  Bu arada dipnot düşmek isterim, bu kelimeyi yazı öncesi bilmiyordum ama tıpta en ufacık duruma bile isim konulduğundan küçük bir araştırma istediğim kelimeyi bulmaya yetti, teşekkürler modern tıp!

   Ben tabii o zamanlar Nocebo mosebo bilmediğimden incelemesini yaptığım Katana Zero'ya giriştim aşırı olumlu yorumlar sonucunda. Her şey güzel falan ama bir türlü keyif alamıyorum, sadece oldukça akıcı olduğunu idrak edebiliyorum. Neyse oyun bitti, incelemesini yayınladık. Ben o vakitten bu yana hangi oyunu görsem ilgimi çekmiyor, olumsuz bir yanını görüp "Şimdi buna mı katlanacağım" diye hayıflanıyorum. Arada bazı yapımlara giriyorum ama çok geçmeden çıkıyorum. Bu Nocebo Etkisi fazla etkiledi galiba beni.

    Ama tabii suçu da ona atmamak gerekebilir. Çünkü film konusunda da uzun süredir keyif alamadığım gerçeği var. Bunun üzerinde çok fazla durmamıştım çünkü gördüğüm kadarıyla bu durumdan muzdarip başka insanlar da var, sektör artık yenilikçi değil sanırım. Ya da Nocebo Etkisi, kim bilir? Belki de yaşlanıyorsundur ha Mert, artık pazar akşamlarının eğlencesi futboldur ha Mert, göbek büyütmenin zamanı gelmedi mi Mert?  Ne zaman Tv8 eşliğinde kanepede sızmayı arzulayacaksın Mert?.... Mert? Nereye gitti bu?
 

27 Temmuz 2019 Cumartesi

Görüntü

    Türkiye'de -teknolojik olsun olmasın- bazı konular hemencecik popülerleşiyor ve o popülarite ailenin tüm fertlerinin hakkında sohbet edebileceği bir seviyeye geçiyor.  O konu akla gelebilecek her boyutta inceleniyor ve çoğunlukla çok kısa bir süre sonra da unutulup gidiyor. Bu durum beni aşırı rahatsız ediyor, ama yapacak da bir şey yok. Mümkün olduğunda umursamamaya çalışıyorum.

    Ama maalesef ki tüm dünyada da durum bu şekilde. Çoğu mantıksız olan bir sürü konu ha bire yer teşkil ediyor. Son birkaç senede özellikle yapay zekayla ilgili her konu dillere döküldü mesela. Evet, yapay zeka milenyumdan sonra çok daha hızlı gelişir oldu (ve mantıklı da bir konu) ama Boston Dynamics'in z eksenini keşfeden robot videosunu izleyip de "Wow. Such technology. Much AI" denilmesi yersiz.

   Kendimce asıl "Wow" dedirten konu başlığı olan görüntü için buraya gelmiştim ama hayal etmediğim bir girişle karşılaştım. Demek ki dile getirilmesi gereken başka şeyler de var. Ama şimdilik biz dile değil de göze odaklanalım ve inanılmaz sıçrama yapan Görüntü İşleme alanıyla ilgili kendimizce bir şeyler zırvalayalım. Aynen, bu yazı detaylı bir araştırma yapmadan oluşturulan çıkarımlarla ilgili. Ama zamanında yeterince derinine indiğimi de belirtmem lazım, ki bu yüzden, bu kadar yakın vadede olmayacağını tahmin ettiğim şeyleri gördüğümden "Wow "oldum ve bu konunun çok daha fazla yer tutmasını istedim. Neyse let's roll:

FaceApp: Son iki haftada falan fırladı gitti bu malum aplikasyon (İsmet selam). Gündem olmayı başaran nadir görüntü işleme detaylarından. Mantık olarak normal makine öğrenmesi algoritmasından farklı olarak bir makineye kullanmak yerine iki makine kullanarak ikinciyi makineyi Turing Testi'ne sokarak çalışan bir sistem. Bu testi geçemeyinceye kadar ilk makine harıl harıl kendini geliştirmeye çalışıyor.
    Bu kadar tutarlı olmasındaki en büyük sebep FaceApp'in çok ciddi oranda base dataset'ine sahip olmasından kaynaklı. Uygulama uzun süredir kullanımda ve bugüne kadar uygulama içerisinde çekilen her fotoğrafla ilgili her türlü işlem yapmaya hakkı var. Çünkü ilk başta kullanıcıdan bu durum için onay isteniyor.

Fotoğraftan Videoya: FaceApp'ten daha çok etkilendiğim bir konu varsa o da bir fotoğrafı canlandırmak oldu. Özellikle ünlü portrelere yapılan bu işlemler sonucu fotoğraftaki şahıs çok gerçekçi şekilde kaş göz yapmaya başlıyor. Mona Lisa sadece kaş göz yapsaydı gene iyiydi; ablamız ayrıca gülüyor, başını sağa sola oynatıyor ve hatta konuşuyor. Bir tek tablodan çıkmadığı kaldı ama ben daha fazla korkmak istemiyorum dursun durduğu yerde (Bir anne öğüdü her yerde işe yarar.)

Video Editleme: Bu da ağzımı açık bırakan, ama modernizmde (!) çoktan var olması gereken bir durumdu. Eskiden bir video için efekt vs koymak istediğimizde videodaki her fotoğraf için o efekti eklemek gerekirdi. Halen de öyle aslında. Ama özellikle son zamanlarda ürün olarak ortaya konan yazılımlarda editleme çok daha fazla sözel bir hale geldi ve basitleşti. Aynı durum fotoğraflar için de geçerli ama henüz oradaki editleme büyü niteliğinde değil, yine de çok başarılı tabii. Zamanında saatlerimi harcayarak oluşturduğum fotoğrafların on saniyede oluştuğunu görüyorum artık.

Real Time Rendering:  Ama asıl büyü niteliğinde olan bir konu varsa o da bu. Canlı yayın esnasında gerçek dünyadaki görüntüyü kolayca manipüle edebilen app'ler çok POPÜLER değil ama aşırı korkutucular. Nesneleri oracıkta yok edenden tut videodaki insanları çıplak yapan siteler falan (bak bu popüler olmuştu, bilin bakalım neden? ) pek çeşitliler.
   Arttırılmış gerçekliği de bu kategoriye alabiliriz. Beş sene önce falan Google Glass ile bir fırlama yapmıştı kendileri ama sonradan kayboldu. Şimdi tekrardan bir hareketlilik var gibi bu rendering muhabbetinin gelişmesinden ötürü. Ama kesin bir örnek söyleyemiyorum.

    Sadece karşıma çıkanlardan örnek verdim. Bilmediğim eminim bir sürü detay vardır. Ama bildiğim bir şey varsa artık fotoğraflar / videolar çok da güvenilir olmayacak. Belki de çok yakında delil olarak kullanılan bu görüntüler "güvenilir " olarak nitelendirilmeyecek. Zamanında ses de güvenilir idi, şimdi kolayca manipüle ediliyor.
   O yüzden karşımıza kendimizle ilgili korkutucu görüntüler çıkmasını istemiyorsak ister cloud hizmetleri olsun, ister kişisel internet sitesi olsun, ister silinmiş olsun kendimize ait görüntüleri bir yerlere "upload" etmemeliyiz. Çünkü ecnebilerin dediği gibi "Once in internet, always in internet".

15 Haziran 2019 Cumartesi

HÜZÜN BAHÇESİ (E3 2019)

     Oyuncuların bayramı E3 bu sene çok.....çok.....büyük bir hüsrandı. Öyle ki bu seneki yazıyı sadece konuşmak istediğim oyunlar üzerinden gitme kararı aldım, çünkü vakit harcamaya değmez bir seviyedeydi.

     Çok da güzel ispatım var vakit harcamamak için. Gelin beraber hangi oyunların oynanış videosu yayınlanmış bakalım: Star Wars: Jedi Fallen Order, Watch Dogs Legion, zaten daha önce gördüğümüz Doom Eternal..... Evet? Başka?... Really? Is it all you have E3? Just because next gen consoles will release next year, y'all showing some garbage CGI trailers?
     Sony gerçekten katılmamakta haklıymış dedim E3 sonrası. Elinde malzeme yoksa çıkma sahneye, değil mi? Neden zorla bir şeyler varmış gibi bir izlenim oluşturuyorsun?

    Üstüne muhtemelen yeni nesilde çıkacak oyunların reveal trailer'larının birçoğunu konferanslar öncesi öğrendik. Neredeyse, gerçekten neredeyse hepsinin adı çıkış tarihlerine kadar sızdırıldı. Zaten ortalıkta oynanış fragmanı yok, üstüne bir de sızıntılar eklenince E3 tam anlamıyla balon çıktı bu yıl. Neyse geçelim oyunlara..

Star Wars: Jedi Fallen Order: EA'den beklediğim tek oyun olan Star Wars'ın 15 dakikalık uzun bir oynanışı yayınlandı. Görseller güzel, Uncharted ve Titanfall dinamikleri var ve fena değiller. Ama ana karakter, yapay zeka ve oynanış sırıtıyor. Ana karakterin droidi güzel, senaryo pek de heyecanlı olacak gibi durmuyor ama net bir şey diyemiyorum. Açıkçası çerezlik bir oyun gibi duruyor, bekleyip göreceğiz.

Ori and The Will of The Wisps: Nihhhaeyett çıkış tarihi geldi Ori'ye, ama o da ne? Şubat 2020 mi? ohhh..

Cyberpunk 2077: Aha geldi reis, bakalım ne yapacaklar? Artık bir çıkış tarihi istiyorum aqqq. Hımm cgi fragman, aa bu karakter önemli değil miydi niye öldürüverdiler? Keanu Reeves mi o? Oyun iyice amacından saptı sanki. Aaa sahneye kadar getirtmişler adamı. :) Ne kadar da cringe hareketleri var. İnsanlar niye bu kadar seviyor ya Keanu'yu? Ben neyi göremiyorum anlamadım. Aa bir tane daha fragman ve bu sefer cidden çıkış tarihi geliyor? 16 Nisan 2020 mi? Çüüşşş. Yeni nesil dayatması olmasa hiç çıkartmaya niyetiniz yoktu sanki. Neyse bari beklemeye devam.

Minecraft Dungeons: Aha yeni Minecraft mı o? Dungeon crawler mı? Minecraft Diablo is real. Ogz mutlu tabi bıkmıştı Path of Exile'dan. Bana gene bir şey yok.

Blair Witch: Outlast 3? Silent Hill? Hımm Blair Witch'miş. Sanırım sızdırılmamayı başaran tek oyunsun Blair Witch, onda da korku oyunusun hiçbir işe yaramıyorsun.

Psychonauts 2: Aha Double Fine'ı da satın almış Microsoft. Gitti güzelim bir firma daha. Güzel bir oynanış görelim hadi...Bölüm tasarımları ne kadar güzelmiş öyle, oynarım ben bunu. Hımm bir dakikalık videoymuş, olsun güzeldi gördüklerimiz. Bekliyoruz seni Saykonats

Gears 5: Bir şey sormak istiyorum sana Gears 5? Neden, gerçekten neden sahnenin altına bilgisayarlar yerleştirip, karşısına da insanlar dikip tanıtımı orada gerçekleştiriyorsun? Hadi tamam konsept falan, peki neden hiçbir oynanış göstermiyorsun? Üstelik çıkış tarihin bu kadar yakınken? Yoksaaa sen de mi balonsun? Bence kesinlikle öylesin Gears 5.

Dying Light 2: Evvet hadi göster hünerini babalık. Yok? Neden? Tamam anladık seçimler her şeyi değiştirecek vs. de bu lafları Todd Howard da söylüyor, bize kanıt lazım? Yok? Peki o zaman şüpheyle beklemeye devam.

Elden Ring: George R.R Martin ve From Software işbirliği mi? Ha bu sızan oyun Elder Ring? Sadece tanıtım fragmanı var, demek ki yıllar yıllar göremeyeceğiz bunu.

Halo Infinite: Aha Master Chief... ama nope! Yeni nesile saklıyorlar, peki eyvallah. Madem öyle neden iki sene önce duyurdunuz diyeceğim ama demiyorum, eyvallah!

.....Sabah olur....

*Esner* Bakayım Badassta ne duyurmuş, ne yalanlar söylemiş gene? Evvvet tam da düşündüğüm gibi Todd Howard online zırvalıklar hakkında konuşmuş, Doom Eternal gameplay yer almış, Arcane Studios yeni oyunun duyurmuş (Konsept ilgi çekici duruyor), aa tutturamadığım bir şey var? Mikami yeni oyununu duyurmuş: Tokyo Ghostwire. Tabii ki oynanış yok çünkü yeni nesli bekliyorlar. Yani tamamen boş bir konferans, güzel!

.....Akşam olur....

   Ubisoft bari sen bir şeyler yap. Aha Watch Dogs ile başladılar. Adam hemencecik ölüverdi ya la.. Permadeath mi? Hımm ilgimi çekmeye başladın. Tüm NPC'ler oynanabilir karakter mi olacak? Ne kadar da İngiliz her şey, pek bir uyumlu olmuş. Bayağı bayağı ilgimi çekmeyi başardın sen Watch Dogs Legion, sanırım E3'ün en iyisi sensin.
   Konferans iyi başladı yav, bi Splinter Cell patlatsalar E3 kurtulacak. Hımm Ghost Recon Breakpoint...Hımm Just Dance... Hımm For Honor'a güncelleme...Hımm The Division 2'ye güncelleme...Brawlhalla'nın ne işi var ya orada? Ubi mi satın aldı seni? Hımm bu sızdırılan oyun Roller Champions...Gods and Monster mı? Ne kadar da mobil oyun gibi duruyor? Bitti derken? Wut? Nasıl yani? Wut? Splinter Cell yeni jenerayona saklıyorsunuz yani? İyi de neden? Senin konsolun yok exclusive anlaşman yok? Wut? Nasıl bir E3'tür bu.

......Sabah olur.....

 Square Enix'te azıcık da olsa potansiyel vardı, bakalım ne yapmışlar. Tabii ki de NOPE! Bir adet Avengers var elimizde. Bakalım nasıl olmuş fragman.. Ehh oldukça sıkıntılı duruyor ama net bir şey söylememek gerek. Haa bir de People Can Fly'ın oyunu vardı Outriders diye, o da takibimizde.


   Nintendo'yla zaten uzaktan bir ilişkim var, buraya dahil etmiyorum. Bakalım bağımsız oyunlarda ne var: Cris Tales, Valfaris, Genesis Noir, El Hijo, Mosaic, Fall Guys, Griftlands, Spiritfarer, Way to the Woods, 12 Minutes, Carrion. 
    Güzeeeeellllll. Gayet iyi bir liste var bu sene bağımsız tarafta. Her biri takip edilesi, potansiyeli yüksek duruyor. İyi bari en azından bu tarafta fena olmayan bir iş çıkmış. Ama tabii bu E3'ü kurtarmaya yeterli değil maalesef. Çünkü bağımsız oyunlarda sadece potansiyele oy veriyoruz, kesin iyi olacak diye bir iddiaya giremiyoruz. Çok potansiyelli oyunlar yer alsa da hepsi kötü de çıkabilir.

25 Mayıs 2019 Cumartesi

4. Geleneksel E3 Tahminleri

     Geleneksel mi geleneksel olan E3 tahminleri yazı serimizin 2019 versiyonunda kaybetmeyi en az istediğim firma olan Sony bu sene fuara katılmayacağını açıkladı. Tam da daha bi merakla bekliyorken Sony'nin PlayStation 5 öncesi sessizliğe geçmesi artık neredeyse tüm odağının yeni nesil konsol üzerine olduğunu gösteriyor. Umarız bu durum sadece bu seneye özgü bir şeydir de yine o güzel heyecanı yaşatırlar bize. (Lütfen :( )

    EA de Sony gibi konferans yapmayacağını duyurdu, ama fuarda yer alacak. Her sene neden konferans yaptıklarını defalarca kez dile getirirdim. Sonunda EA de mantıklı bir hareket yaparak sadece oyunlarını göstermeye karar vermiş. Bu durum için de EA'ye teşekkürler :)
   EA konferans yapmıyor ama yine tonla oyuna sahip. Malum zaten her sene çıkan FIFA, NHL, Madden NFL ve NBA serileri var, onun haricinde Battlefield V, Anthem, Sims 4, Apex Legends ve Star Wars: Jedi Fallen Order da röportajlarda yer alacak oyunlar arasında. EA tarafındaki tek beklentim Star Wars için oynanış videosu. Her sene duyurdukları yeni bir indie yapımı bile beklemiyorum bu sene. Artık daha ne yapayım EA senin için? Bi zahmet mutlu et lan bizi. Hah bir de olası bir yeni Plants vs Zombies de görürsek şaşırmam ama bu da zor gibi. Görüldüğü gibi EA'nin default listesi bile bir konferans yapmaya yetiyor aslında ama almayalım sağ ol.


      Microsoft

  Bu sene tartışmasız, açık ara en çok beklediğim konferans Microsoft. Çünkü neden? Çünkü Cyberpunk 2077, e haliyle Cyberpunk 2077, tabii ki de Cyberpunk 2077, pek tabii ki Cyberpunk 2077. Daha ne olacaktı? Adamlar bas bas en büyük gösterilerinin olacağını söylerken, çıkış tarihinin açıklanacağını söylerken başka ne olacaktı? Sony de yokken Ubisoft mu olacaktı? Of course not! Cyberpunk tabii ki en çok beklediğimiz oyun E3 içerisinde.
    Sadece Cyberpunk'la da bitmiyor Microsoft. Geçen sene gösterdikleri bir çuval oyunun mahsulünü bu sene de yiyecekler. Dying Light 2 onlardan biri. Geçen sene sadece oyunun nasıl olacağını anlatıp gitmişti Techland, bu sene biraz daha fazlasını ve hatta çıkış tarihini görebiliriz.
    Microsoft'un kendi bünyesindeki oyunlar da bu sene fazlasıyla süre alacaktır. Uzun süredir sadece adı hakkında hiçbir şey bilmediğimiz Halo: Infinite'in bu sene podyumda olacağını düşüyorum. Keza geçen sene sadece fragmanı gösterilen Gears 5 de oynanış videosuyla gelecektir. Artık normalleşen senelik Forza oyunumuz da araya sıkıştırılacaktır. Microsoft'un geçen sene satın aldığı firmalar da kesinlikle yer alacaktır. Bunlardan en öne çıkanı, benim de merakla beklediğim Obsidian malı Outer Worlds. Çıkışına çok az kalmışken elbet reklamı yapılacaktır. Obsidian haricinde Ninja Theory de bir şey gösterebilir. Keza Playground Games'in birkaç sene önce duyurduğu RPG oyun hakkında bir şeyler görebiliriz. Oyuncuların "Gelsin lan artık" dediği Fable ve Age of Empires 4'ü de görebiliriz ama ben pek ihtimal vermiyorum (Edit: Sızıntılara göre Fable 4 geliyor gibi). Ama benim "Gelsin lan artık" dediğim Ori haddinden fazla süredir gözükmüyor, artık bu sene bir çıkış tarihi patlatın lütfen, teşekkürler.
    Bunların haricinde de elbette yeni IP'ler göreceğiz. Ben bunlardan birinin kesinlikle Rocksteady oyunu olacağını düşünüyorum. Uzun süredir sessizler ve son birkaç ayda bir hareketlenme var. Bunlar hep E3 duyurusu hazırlıkları işte. Rocksteady'nin yeni oyununun bir süper kahraman oyunu olacağını tahmin ediliyor ama hiçbir dayanak yok. Firma gerçekten çok iyi saklamayı başardı yeni oyunlarını. Madem bu yazı "tahmin" yazısı, ben de oyumu Superman Video Game'e veriyorum, hadi bakalım.

Edit: Yeni nesille ilgili yorumu unutmuşum: Hiçbir sızıntı, dedikodu ve muhabbet dönmediği için sadece ufak bir "Biz de yeni nesile çalışıyoruz ha" duyurusu gelir, birkaç tane de özellik söylenir o kadar.


     Bethesda

  Gün geçtikçe güvenimi iyice kaybeden Bethesda'yla ilgili gerçekten de hiç beklentim yok bu sene. Sürekli bir yerlerden para kırmaya çalışan bir oyun çıkartmaya çalışıyorlar, sürekli de başarısız oluyorlar. Bunların sonuncusu Rage 2 oldu. Wolfenstein: Youngblood'un da senaryo odaklı bir oyun olmayacağını da öğrendiğimde Bethesda'ya "İzle-Geç" olarak bakmaya başladım bu sene.
   Elder Scrolls VI ve Starfield yokmuş bu sene. Yani Todd Howard'ın yalanlarından mahrum kalacağız bu E3. Ama yine de Elder Scrolls: Blades'in güncellemesiyle ilgili falan belki bir şeyler diyebilir, çok da önemli değil yani.
   Doom: Eternal ile ilgili mutlaka bir şeyler gelecektir, ama zaten kendi etkinliklerinde hatırı sayılı sürede bir oynanış videosu gösterildi, belki bi çıkış tarihi fragmanı falan gelir. Neticede uzun bir süre oldu önceki Doom'la arasında. Ama bu E3'te çok fazla süre alacağını düşünmüyorum.
   Todd Howard da olmayınca insan bi soruyor "E bunlar ne gösterecek?" diye. Muhtemel bir yeni IP ya da oyun bekliyorum bu sebeple ben. Arcane Studios bu rol için en büyük aday. Quake Champioonship ile ilgili update de gelir derken Bethesda bayağı kısır bir şekilde bitirir bu seneyi.


     Ubisoft

  Ubisoft bu sene de E3 öncesi bir dünya sızıntıyla karşımıza çıktı, az çok nelerle karşılaşacağımızı biliyoruz yani. Ama bu durum Ubisoft'un konferansını merakla beklememe engel olmadı, çünkü sızıntılardan gelen isimler gayet güzel.
   Mesela Splinter Cell. Artık kesin gözüyle baktığımız yeni Splinter Cell oyunu en çok beklediğim oyun bu konferanstan. Özledik şahsen Sam Fisher'ı. Ubisoft'un tarzına da uygun bir oynanışı var zaten Splinter Cell'in. Güzel bir oynanış fragmanı izleriz gibime geliyor. Ha oyunun puanı yine 83 olacak, o ayrı.
   Bir diğer sızıntı Watch Dogs 3 ile ilgili. O da neredeyse kesin gözüyle bakılıyor duyurulmasına. Londra'da geçeceği de kesin gibi. Ubisoft'un bu tarz oyunlarının sadece ilk tanıtımdaki oynanış fragmanını izlemesi güzel oluyor, oyun bayağı sıkıcı oluyor :) Bu yüzden konferanstan ümitliyim ben.
   Ama gerçekten oynamak istediğim, merakla da beklediğim bir yapım var: Beyond Good And Evil 2. Özellikle geçen sene gösterilenlerden dolayı beklentim ve ümidim ciddi ölçüde azalmış olsa da bu sene adam akıllı bir şeyler gösterirler umarım. Hadi Ubisoft be, bir kere de sen E3'ün kazananı ol. (bkz olmayacak duaya amin demek.)
    Yeni bir Assassin's Creed oyununun bu sene olmayacak olmasından dolayı ben fragman dahi gösterilmeyeceğini düşünüyorum. Keza Ubisoft'un kendisi Skull & Bones'un olmayacağını söyleyerek beni fazlasıyla mutlu etti.
   Yeni tanıtılan Ghost Recon: Breakpoint de yine trailerl'la falan olacaktır. Keza Just Dance ve Trials gibi çok da ilgilenmediğimiz oyunlar da elbet yer alacaktır ama neticede oldukça fazla potansiyeli olan bir konferans bizi bekliyor.


     Diğer

 Tabii bir de konferansını takip etmeyip oyunlarını merakla beklediğim firmalar var. Bunlardan en önemlisi kesinlikle Square Enix. Özellikle Capcom'da ciddi hareketlenmeler var, E3'te bir şeyler duyurulmasına kesin gözüyle bakıyorum. Biomutant da çıkış tarihine kavuşacak bence, atın fava. Uzuuun süredir haber alınamayan Avengers oyunundan da bir şeyler gelebilir, e gelsin artık bi zahmet. Infinity Saga bitti bitecek. (Edit: Avengers'ın tanıtılacağı kesinleşti, daha E3 başlamadan bir tahmin bilmiş oldum hehe)
  Bir diğer firma da Devolver Digital. Özellikle son bir senede muhteşem işler yaptı Devolver Digital. Indie oyunları destekleyişi, bağımsızları savunuşu ve büyük firmaları ti'ye alarak mizahi bir yaklaşım sergilemesi falan benim hep samimi bulduğum bir dağıtımcı Devolver Digital. Bu sene de yine absürtlükte zirve yapacak bir konferanscık gösterecektir.
   PcGamer da her sene sunum yapan firmalardan ama hep görece niş bir yapıya sahip. Bu sene ise Epic Games'in sponsorluğunda gayet sağlam dağıtımcıların yer alacağını açıklamış. Başlık altına almıyorum PcGamer'ı çünkü gösterilecek oyunlarla ilgili hiçbir ipucu yok malum indie dünyası hep yeni isimlerden oluştuğu için izleyip göreceğiz.

   Konferans dahilinde yer almadan tanıtılacak oyunlar listesi de bu sene bayağı geniş bir yer tutuyor. From Software'in yeni oyunu mesela (Tabii Microsoft konferansında da gösterilebilir bu). Dedikodular oldukça fazla bu sene. Sekiro daha yeni çıkmışken ben pek olası görmüyorum ama olursa da şaşırmam, we shall see.
   Psychnauts 2 de kendi video yayınını yaparak fuarda yer alacak, kesinlikle takipteyiz. Control, Sinking City, Nioh 2 gibi oyunları da uzaktan da olsa takip edeceğim elbet. İşte bu kadar!

7 Nisan 2019 Pazar

Anlamaya Çalışıyorum: Tame Impala

     Yaklaşık iki haftadır dinlediğim şarkıların büyük bir bölümünü Tame Impala oluşturdu. Ben ki dijital müziğe mesafeli olarak bakan biriyim Tame Impala beni kendine sürekli çekmeyi başardı. (Aslında dijital bir process olmasa da bir dünya pedal vs yan cihazlar sesi yeteri kadar dijitalleştiriyor bence. Cahillik başa bela editi: Adamlar bayağı bayağı dijital işler kullanıyorlarmış.) Bir süre sonra bu çekiciliğin sebebini anladım, en azından anladığımı düşünüyorum. Acaba anladım mı ki? Nasıl anlamadığımı izah edeyim en iyisi ben.

    Her zamanki artist anlatım tarzımdan farklı bir şekilde ilerleyerek örnek bir şarkı belirledim bu yazı için: Eventually


    Şarkı ultra distortion ses ile başlıyor ve hemen introya geçiyor. Bu ilk distorted ses oldukça melodik ve sizi şarkıya hazırlayıcı bir şekilde. Kevin Parker'ın girmesine kadar olan kısım da yine melodik ve şarkının nasıl bir şey olacağını belirler durumda. Basın sesinin yüksek olması riff'i çok tamamlar nitelikte olmuş. İlk distortiondan sonra başka bir müzik aleti ve ses duyduk böylece.
    Sonra vokalimiz (ve Tame Impala'nın her şeyi olan) Kevin Parker ön plana çıkıyor ve dinleyicinin odak noktasının büyük çoğunluğunu kendisine çekmeyi sağlıyor. Büyük çoğunluğunu diyorum çünkü pastadan birazcık koparabilen titrek sesli bir klavye var orada. O ses tonu da şarkı boyunca duyduklarımızdan tamamen farklı ve yenilikçi. Yani daha bir dakika dolmamışken oldukça fazla özgün içeriğe sahip olduk bile.
    Birinci dakikadan sonra da bateri pastadan pay alıp gidiyor. Demek istediğim sürekli farklı müzik aletleri ve farklı ses tonları şarkı boyunca devam ediyor. Ve bunların hiçbiri başka dünyanın insanıymışı gibi davranmıyor. Hepsi birbiriyle entegre ve güzel bir pasta oluşturuyor.
   İşin güzel tarafı bu yenlikçi değişiklik şarkı boyunca devam ediyor. Mesela ikinci dakikada bambaşka bir kısım yer alıyor. Ama bütün bu olanlar şarkının ana duygusu olan gizemlilik, hiçlik ve melankoli havasını bozmuyor, aksine destekliyor.
   Şarkıda biraz da olsa bi progress'lik de var bence. Sonlara doğru duygu yoğunluğunu iyice arttırdığı gibi melankoliyi daha fazla öne çıkarıyor. Bu durumu sevip sevmemek görece ama ben özellikle bu şarkı için çok olumlu buldum.

   Tame Impala şarkılarının yapısı çoğunlukla Eventually gibi. Keşfettikçe özgün şeylerin çıktığı güzel bir dünya oluşturuyorlar bence. Ha ben hala aşırı bir sevgi beslemiyorum kendilerine ama bir şekilde kendilerini sürekli dinlettirmeyi başarıyorlar. Gerçek başarı da bu değil mi? Neyse ben gideyim de biraz da Let It Happen çalayım.

18 Şubat 2019 Pazartesi

Şimdi Bir De Pasta Almak Gerekecek Demi?

      Hayır tabii ki de canım blogumu unutmadım, hatta bu yazı tamamen onunla ilgili. Normalde beş hafta önce yayımlamaya niyetlendiğim bu 264 adet kelimeyi gerek motivasyon gerekse zaman derdinden dolayı yazamadım, ama asla unutulmadı. Unutmayacağım ulan seni blog, diğer blogların hazin sonuna maruz kalıp çürümeyeceksin. 4 senedir de ayakta tutabildiysem bir şeyleri başarmışım sanki.

     Evet 4 sene. Blogumu açalı 4 sene 1 ay 1 hafta oldu. O küsurat da yukarıdaki sebepten dolayı var, yoksa romantik bir yazı niyetindeydim ama hayat... Ben yine de en fazla tıklanan yazımın bile 100'den fazla olmadığı bu hobi alanımla gurur duyduğumu belirteceğim. Gerçekten de. Şaka değil. Bu blog hayatımdaki en güzel başarımlardan birine vesile oldu, nasıl gurur duymayayım. 4 sene boyunca senede sadece 8-9 yazı yazsam da herhangi birini rastgele bir anımda okuduğumda "Güzel olmuş şaka maka" dediğim için de gurur duyuyorum. Nicelik nitelikten daha önemli olmuş bu blogda. Beni memnun etmiş, başkasını etsin etmesin çok da umursamıyoruz hani.

    İşte sadece içimden geldiği anda, aklımda bir konu birikmişken yazdığım için pek bir eğlenceli geliyor gözüme bu yazılar. Zamanla nasıl geliştiğimi de görüyorum tabii. Hiç umursamadan yapmak gerek işte. Tık alma, reklam alma, para kazanma derdi gütmeden hobilerini yapmalı. Ancak bu şekilde anlamlı ve değerli oluyor, ki zaten diğer insanlar da farkına varıyor ne kadar tutkuyla yaptığını. Bu da o gütmediğin amaçların bir anda gerçekleşmesine, belki de hayatının tamamen odak noktası haline gelmesine yol açıyor. Fırsatın gelmesi için bile ona yol açmak gerekiyormuş, tecrübeyle öğrenmiş oldum.

     O zaman bu "duygu dolu anları" nazar boncuğuyla süsleyelim ki kem gözler aşağıya bakıp bütün kötü enerjisini oraya versin. Nice senelere "Burası Bir Hobi Alanı".