Ama ben bu güzelim aya odaklanmadan hemen önce geçen ayın oyunu olan Dark Souls 3 hakkında bir şeyler yazmak istiyorum bu yazıda. Neredeyse son iki aydır From Software'in oyunlarıyla haşır neşirim. Şu anda zor kötek, 'Düşenin dostu olmaz' mottosuyla oynadığım Dark Souls: Prepare to Die'ı bu kadar çok beğeneceğim hiç aklıma gelmezdi. İtiraf ediyorum, büyük ihtimal bitiremeyeceğim; ancak yine itiraf etmeliyim, oyun olmuş (İnternet Explorer detected). Geçen sene Bloodborne'u gördükten sonra From Software oyunlarına ilgim artmıştı. Bloodborne'un canavar, boss tasarımları, Dark Souls'tan çok daha hızlı olan oynanış mekaniği muazzamdı.
From Software'in hedef oyuncu kitlesi tamamen 'Gamer' diyeceğimiz insanlar üzerine. Niye mi?
*Oyun casual oyuncuların sabredemeyeceği bir zorluğa sahip
*Oyun her bölümün sonunda en az bir tane boss dövüşüne sahip
*Oyunda harita yok ve her bölümün haritaları çizgisel değil, aksine labirent tarzı
*Oyun size ne yapacağını söylemiyor, kıyıda köşede kalmış insanlardan öğrendiklerinizle bir şeyler bulmanız gerekiyor
*Oyun senaryo da anlatmıyor :) Mekanlardan, o kısa konuşmalardan kendin senaryoyu anlaman gerek
Gamer diye adlandırdığımız kitle, çok fazla oyunu bitirmiş, artık çoğu oyun onlara sıradan mekaniklere sahip gözüken bir hale gelmiş; fakat hala oyun oynamak istiyorlar (All lifespan!) Artık oyunların onları zorlamasını, epik savaşları, karakterleri görmek istiyorlar. From Software oyunları da bunu yapıyor. Birçok gamerın en favori serisi olduğunu gördüm ben son bir ayda Dark Souls serisinin. Elinden tutup götürmüyor çünkü; gamer adam zaten o yolları aşmıştı, düşünmüyordu, ama Dark Souls'da düşünüyor. Sonlara doğru müthiş para kasılıp overpowered olmuyorsun çünkü; kendin uğraşıp kendin kazanman gerekiyor o güzelim kılıçları. Üç-beş mekaniklere sahip bossları yok çünkü; on beşinci denemede bile farklı bir hareketi yapan bossları var Dark Souls'un. Ve işin en muhteşem yanı o bossları yenmekte. Zaten o kadar çileye gamerlar bu yüzden katlanıyor, çok tatmin edici. Gamerların sıkıldığı şeyleri de yeniden, ilk kez oynuyormuş duygusu oluşturuyor Dark Souls. Ve köklü adamların/kadınların, bu kadar oyun geçmişine sahip insanların en favori oyun serisi oluyor.
Özellikle üçüncü oyunun bosslarıyla ilgili bir paragraf yazmak isterim. Şu zamanlar süper kahramanların birbirleriyle olan savaşları çok popüler. Bunun sebebi epik dövüşlerin olacağını düşündüğümüz için. Dark Souls 3'teki bosslar ise muazzam şekilde dizayn edilmiş, muazzam müzikler yapılmış, muazzam mekanda gerçekten de süper kahraman filmlerinden daha epik dövüşler ortaya çıkarmış bir oyun olmayı başardı benim gönlümde. Özellikle Old Demon King bossunu izlerken (casual.um ben, geçemem o bossu) çok zevk aldım.
Dark Souls serisi üçüncü oyunla bitti, yeni bir IP ya da Bloodborne 2 çıkacak bundan sonra. Bu oyuncuların yine büyük bir heyecanla bekleyeceği gerçeğini değiştirmez. Evet herkesin harcı bir oyun değil; ancak hakkını vererek bitirdiysen yaşayacağın hissiyatı da çoğu şey vermez. İyi ki varsın From Software, iyi ki böyle bir seri yaptın. Dark Souls'un o meşhur sözüyle bitirelim: Praise the Sun
