31 Ocak 2022 Pazartesi

The Last Of Us Part II: Teknik Bir Başyapıtın Gözünün Önünde İstemediğin Bir Yola Gitmesi

   Çok karışık duygular içerisindeyim. The Last of Us Part II bitti ve bu kadar teknik bir başyapıtın bu kadar cesur olmak istenen ama kotarılamamış bir senaryoya sahip olmasını kabullenemiyorum. Bir daha ne zaman teknik anlamda böyle detaylı, her yeri ilmek ilmek işlenmiş bir oyun oynayabileceğiz bilemiyorum. Bu yüzden bu senaryoyu kabullenemiyorum, üstelik ellerinde çok çok güzel malzemeler varken kullanmamalarına. 
    Bu oyunda senaryoyu spoiler'lersiz konuşmak aşırı zor olduğu için pat küt giriyorum.

------------------SPOILER   The Last Of Us Part II   SPOILER---------------------

   Nereden başlasam bilemiyorum açıkçası. O kadar fazla falsosu var ki çünkü senaryonun. Ama ağız dolusu kızamıyorum da. Çünkü anlatmak istediği hikayeyi çok güzel anlatıyor bu oyun. O kadar muhteşem ara sahneler var ki, öyle muhteşem oyunculuklar var ki (bir oyun için "muhteşem oyunculuk" demek bile büyük bir iltifat) bu hikaye olabildiğine bok olsa da oyunun başyapıt seviyesinde olduğu gerçeğini değiştiremeyecek. 

   Oyun bir intikam hikayesini anlatmak istiyor ama bunu her iki taraftan da göstermek istediği için iki tarafı da oynuyoruz. "İntikam" olduğu için haliyle bir şeylerin olması gerekiyor demi? Bunun bir kısmını ilk oyunun sonunda NPC bir doktoru öldürerek yapmışız aslında. Diğer kısmı da bu olayın neticesinden doğuyor ve Joel daha oyunun ikinci saatinden ölüyor. Daha burada başlıyor falso. Ana karakterler ölebilir, eyvallah. Ama ne sebepten niye öldürmek istediler, kim bu soktuğumun ergen tipleri? Koskoca kasaba doğramış Joel nasıl oldu da bunlara güvendi de evlerine rahat rahat girdi? Daha burada hissediyorsunuz Joel'in senaryo gereği ölmesi gerektiğini.
    Derken bu Abby tarafıyla ilgili hiçbir şey öğrenmiyoruz ve haliyle Ellie de intikam peşinde. Tee Jackson'dan kalkıp Seattle'a kadar gidiyor zevcesi Dina ile. Daha evlerinin 5 km ilerisinde bir dünya clicker doğrayan bu ikili, bir ülke geçtikleri için (yaklaşık 4500 km) oyun olan mesafeyi tak diye geçiyor. Neyse diyorsun, oyun bu. Daha başlangıçtayız. Sonra işler güzelleşiyor. Ellie ile aşırı yoğun çatışmalara giriyoruz. Ellie nasıl kan kusuyor ama. Hissediyorsun ciddi bir intikam duygusu var kızda. Seattle'da ilk gün böyle geçerken zevcemiz Dina'nın hamile olduğunu öğreniyoruz. Burada da bir "Bu ne şimdi?" diyoruz, çünkü oyun teen drama mı olmak istiyor ciddi bir temayı mı ele almak istiyor. Ama orada anladım ki bu oyun gençler üzerinden ilerleyecek ve böyle şeyler olacak. Hani yaş olarak yaptıkları normal ama ben bunu görmek istemiyorum ki aq. 13 yaşındaki Ellie bile çok daha olgundu valla.
   Neyse bu Dina'yı da bırakıyoruz bir yerde, solo gidiyoruz artık. Arada da flashback'ler görmeye başlıyoruz. İlk oyundan bu yana o 5 sene nasıl geçmiş az da olsa anlamaya başlıyoruz. İlk flasback'te Joel, Ellie'yi bir müzeye götürüyor ve ona doğum günü hediyesi veriyor. Bu bölüm en çok etkilendiğim yer oldu. İlk oyundan sevdiğimiz samimiyetti bu. İşte bu anda da anlıyoruz ki isteler, daha doğrusu Neil abim istese, böyle bir hikaye yazabilirmiş. Ama yazmak istememiş işte. Daha iddialı bir şey olmasını istemiş. Bence olmamış. 
   İkinci Seattle gününde de bu ergen görünümlü gruptan birilerini doğruyoruz ve sürpriz, akşamına zevcemizi hamile bırakan oğlan bizi takip etmiş. Aşk-ı Memnu'dan hallice Ellie'nin kıskanmalarını falan görüp, üçüncü güne bu Jesse denen oğlanla takılıyoruz. Ama oğlan nasıl da boş bir karakter. Genel olarak yan karakterler boş. Gerçekten ne diye eklenmiş bazıları anlamıyorum. Hani oynanışı da değiştirmiyor ki bunlar. Değiştirseler, diyeceğim ki "hah Jesse bu yüzden eklenmiş zaar". Yok. Jesse'nin oyundaki tek rolü Dina'yı hamile bırakmak. Şaka gibi demi. Değil ama.
   Niye bu kadar hayal kırıklığı yaşıyorum, çünkü bu oyun hayatımın en iyi oyunlarından biri olabilirdi. Bu kadar büyük emeklerin nasıl da teen drama uğruna harcandığına şahit olmak üzdü, ciddi üzdü.
   Üçüncü günde de hala bizim için sıradan bir NPC olan Mel ve Owen'ı doğradıktan sonra flashback yapıp Ellie'nin ilk oyunun sonundaki hastaneye gittiğini görüyoruz. Bu da bayağı kötü kullanılmış. Sırf Ellie bu mevzuyu öğrensin diye oyun kızı bir anda tee Jackson'dan o yaşta tek başına bir anda Salt Lake'e ışınlıyor. Burası da var bi 3300 km. Aga kimse demiyor mu bir oyun çıkar oradan oraya gitmek, bunlar nasıl rahatça geziyorlar böyle. İlk oyun sadece Boston'dan Salt Lake'e gitmemizi anlatıyordu. Bir dünya macera yaşadık aq demiyor musunuz yav? Demiyorlar ve Joel de rahatça 3300 km yapıp Ellie'yi buluyor ve gerçeği söylüyor. Ellie asla affetmeyeceğim, şöyle böyle diyor ve Joel'in öldüğü gece arifesine kadar da hiçbir affetme belirtisi göstermiyor. İşin üzücü tarafı, oyun burayı da düzgün işleyemiyor. Evet Joel oyun boyunca bir şekilde karşımıza çıkıyor ama Ellie çok sinirli artık. Aralarının düzeldiğini de görmüyoruz. Niye Ellie, onca çileyi sırf intikam almak için gidiyor dedim ben. Ama sadece ben demiş olabilirim, başka bir yerde görmedim bunu diyen.

   Ellie-Joel tarafında da fail olduktan sonra Abby'e ışınlanıyoruz. Tamam diyorum. Abby, Joel'i öldürdü ve sebebini, daha fazlasını bilmemiz gerekiyor. Ama tahmin edin n'oluyor? Kızla oyunun diğer yarısını oynuyoruz neredeyse. Ve o sürede de aptal saptal, oyunun ana temasından tamamen farklı, asla ilgimi çekmeyen karakterlerin dertleriyle ilgileniyoruz. Yani sokayım Manny'e, sokayım Isaac'e. Bana ne onların yaşadıklarından. Ben düzinelerce adam doğramışım zaten. Elbet her birinin böyle bir dünyada anlatmaya değer hikayesi vardır. Ben ne yapayım onlar neler yaşıyor? İşte burada oyun artık Ellie-Joel The Last of Us'ından çıkıyor ve The Last of Us evreninden bir hikayeye dönüşüyor ve Abby'i sevdirmek için çabalıyor. Açıkçası oyunun kalanını Abby'yle oynayacağımı anladıktan sonra normal bir şekilde oynadım buraları. Zaten oyun klişe hikaye anlatsa da oynardım. Böyle bir işçilik varken her türlü giderdi. Ama yine de Abby'e ısınamadım. Yani düzinelerce Skar, clicler, blooter öldürmüşüm akvaryuma gelmek için. Ne için? Owen'la sevişeyim diye. Peki ertesi gün ne yapmışım? Yoldan tanıştığım ve biri yaralı halde terk ettiğim iki çocuğun nasıl olduğuna bir bakmak istemişim. Ha sonra da tüm WLF'i arkama alayım bu çocuklar için. Çünkü Abby'i oyuncular sevmeli. Sevmeli ki Ellie vs Abby olduğunda anlamlı olsun. Olmadı dostum. Olamaz. Bu oyun reklam edildiği gibi Ellie'nin oyunu olmalıydı. Bir anda Ellie'yi silip bambaşka hikayeler anlatırsan olamaz. 
   Üstüne bir de gidip Abby'le Ellie'yi dövüyoruz. Yani orada oyunu bırakmak istedim. Ciddi ciddi "E tamam yeter bu kadarı" dedim. Bilerek defalarca kez Ellie'nin beni, yani Abby'i öldürmesini izledim. Öldürsün ve burada credits aksın işte. Sonrasını görmek istemiyorum. Ellie daha zeki ve alt etti bire birde. İntikam alındı. Hadi tekrar Jackson'a. Ama yok. Buradan sonrası da var. Hem de fazlaca. 

   Abby, Ellie'yi alt ediyor ama bir kez daha canını bağışlıyor uğruna WLF'i arkasına aldığı Lev sebebiyle. Yav yazdıkça kabullenemiyorum. 4-5 senedir WLF'tesin. Bir sürü tanıdığın, sevdiğin insan var ama sadece bir saat geçirdiğin, sırf çocuk diye ölmesini istemediğin biri için onca sene tanıdığını öldürüyorsun. Çünkü oyuncular Abby'i sevecek bir sebep bulmalı. Çocuklar o gün, en baştan ölse daha iyi olacakmış zaten. Hadi onu geçtim, sen Abby zaten düzinelerce insan öldürdün. Biri uğruna düzineler, seni fazlasıyla kötü bir karakter yapıyor zaten benim gözümde.
   Bu noktadan sonra Ellie'ye geri dönüyoruz ve sanırım Wyoming'de bir kasabada Dina ve çocuğuyla beraber yaşıyoruz. Belli ki bir sene falan geçmiş olaylar üzerinden. Hani diyorsun ki son vs'de yapıldı. Buradan da ilerlemesin artık. Zaten gereksiz bir sürü şey oldu. Bundan sonrası tamamen anlamsız olur. Ama tabii ki öyle olmuyor ve Ellie, sürekli Joel'i görüyor ve uyku girmiyor gözüne Abby ölmediği için. Bir gece yola çıkmaya karar veriyor ve Dina tabii yıkılıyor ne güzel düzen kurduktan sonra böyle bir şeyi görünce. Ama tabii Dina'yı umursayan kim? Ellie bile umursamıyor aq, ben mi umursayayım? 
   Ellie, bu kez de Santa Barbara, yani Kaliforniya'ya, yani yine bir okyanus yolu şıp diye geçiyor ve 10 saatte oynayarak yaptığımızı bu kez yarım saatte yapıyor ve Abby'nin bir evde mahsur tutulduğunu öğreniyor. Hani zaten Ellie'nin tekrar yola çıkmasından sonra her şey aşırı anlamsız ve gereksiz olacaktı ama yine de insan "Ulan madem 30 dakikada bulabildin, niye 25 saat bu hikayeyi görüyoruz" diyor. İşte. Hikaye sırf Ellie her şeyini kaybetsin diye bi ton yuvarlama yapıyor. Derken yine bir Abby vs Ellie yapıyoruz. Tabii Abby aşırı zayıf, tanınmaz bir halde ama ölmemiş asılmasına rağmen. Allah allah. Ne tesadüf demi. Ellie ille de vs istiyor Abby yok dese de. Ellie, Lev'in boğazına bıçak dayayınca artık mecbur vs başlıyor. Neyse Ellie tam boğuyorken yine Joel'i görüyor anlık ve vazgeçiyor öldürmekten. Hadi git diyor. Ben nasıl olsa üç bin beş bin km ışınlanabiliyorum diyor. Hem canım isteyince yarım saatte de bulabiliyorum seni diyor. Lazım olursan bulurum. Abby de Firefly'ların yerini öğrendiği için muhtemelen oraya gidiyor. Hani demiştim ya oyunun Joel'i öldürmesi lazımdı diye. Aynı şekilde Ellie'yi öldürmemesi gerekiyordu. Ve Abby'i de. Muhtemel üçüncü oyun için. E bu noktada artık tamamen bozuk elma kokusu sarıyor senaryoyu. Artık bitse de daha fazla kokmasa diyorsunuz. Asla iyileşmiyor. Saçma sapan bir hale geliyor. Nerede o ilk oyunun her şeyi oturaklı hikayesi, nerede bu oyunun hikayesi. 

EDIT: Jackson derken Wyoming'deki Jackson County'den bahsedilmiş hep. Bir yerde (muhtemelen yanlış bir şekilde) okuduğum Jacksonville'den ötürü hep Florida eyaletindeki Jackson diye anladım. Yani aslında Ellie, şıp diye üç bin beş bin km yol yapmıyor. Ortalama bin beş yüz km'lik bir ışınlanma söz konusu, ki ABD ölçülerinde kabul edilebilir. Ha bu demek değil ki senaryo bir anda güzelleşti. Nope.

------------------SPOILER   The Last Of Us Part II   SPOILER---------------------

   Hala düşündükçe garipsiyorum. Bu kadar kaliteli bir yapım, bu kadar büyük bir emek nasıl harcandı kabullenemiyorum. Yani bu haliyle bile bu kadar uzun bir yazı yazdırmayı başardı. Demek ki konuşmaya değer bir şeyler var. Oynanış, görsellik, ses konularına değinseydim, ki yazı bu kadar büyük olmasaydı yapardım da, bir bu kadar yazardım. Belli ki ilerleyen yıllarda da, özellikle HBO dizisi gelince bol bol konuşacağız bu oyunu. Ama şimdilik benden bu kadar. Bu kadar şiddet içerikli, yoğun bir deneyim sonrası bir süre ara.