TAME IMPALA - THE SLOW RUSH (14 Şubat)
2019'un bana kazandırdığı en güzel şeylerden biriydi Tame Impala. Spotify'da en çok dinlediğim sanatçı / şarkı (Mind Mischef of course) olmasına şaşırmadım ama nasıl bu kadar fazla dinlediğime şaşırdım, hem de uzun bir süre. Kevin Parker'ın yeteneğine saygımız büyük kısacası.
Yetenek büyük olunca yapılacak yeni albümden de elbet güzel bir şeyler dinleyeceğimizi düşünmek normalleşiyor. Bu sene çıkardığı single'lardan istediğimi alamadığım için "acaba bu albüm iyi olmayacak mı" endişeleri oluşsa da özellikle son single'ı Posthumous Forgiveness'ı çok çok sevdim, tam aradığımı vermiş Kevin Abi (Bak hatta tekrar açtım). Beklentiler tekrar yükseldi yani. 14 Şubat'a da çok kalmadı zaten.
HALF LIFE: ALYX (Mart)
Evet bu oyun sadece VR'a çıkacak ve uzun bir süre oynayamayacağım gibi duruyor. Ama dert değil, zaten korkarım ben. Benim asıl takip etme amacım VR sektöründeki değişimin nasıl olacağı. Zamanında Half Life 2 için Steam zorunluluğunu koyarak çok eleştirilmesine rağmen sektörü olumlu anlamda değiştiren bir firma olan Valve'ın bu VR hareketi de oyunun kaliteli olması halinde olumlu bir şekilde arttıracağı anlamına gelebilir.
VR sektörü düşündüğümden çok daha yavaş bir şekilde ilerliyor. Hatta belki de büyüyemiyor bile (Buna niye bakmadım ki ben, noted). Bunda çokça etmen var ama Half Life gibi büyük bir ismin işin içine girmesi sıkıntıları örtbas etmeye yarayabilir. İşin daha da önemli tarafı diğer firmaların da "haa bu işte para varmış" diyerek daha ciddi yatırımlar yapması. Sırf bu açıdan oyunun kalitesi ve sonuçlarını takip edeceğim.
CYBERPUNK 2077 (Edit: 17 Eylül)
The Witcher'ın ne olduğunu kimseye anlatma durumunun olmaması güzel mi kötü mü bilemedim. (Ama dizi söylendiği kadar iyi değil, ondan eminim). Fakat bir gerçek var, herkesin bilebileceği bir dizi haline gelmesini sağlayan, kitapların Türkçe dahil birçok dile çevrilmesinin en büyük sebebi The Witcher 3 oldu. Çıkmadan aylar önce bile burada çokça dile getirdim The Witcher 3'ü, CD Projekt RED'i. Firmanın mütevazı davranışları, oyuncuyu memnun eden tavırları ve ellerinden geleni yapmalarını zaten ilgiyle takip ediyorken insanın içine işleyen hikayeler barındıran bambaşka bir deneyim sunmaları ayrı bir sevgi oluşturdu birçoklarında.
Ama bu bir şirket ve neticede esas amaç para kazanmak. Alçak gönüllük devam ederken Cyberpunk için yapılan Keanu Reeves'li tanıtımlar (ve daha fazlası) benim bu "devasa" beklentimi ciddi ölçüde azalttı. Bu bir açıdan iyi aslında, çünkü fazla beklenti asla isteneni verdirmez. Ama bu oyunun amacından saptığını ve biraz şova dönüştüğü gerçeğini değiştirmiyor işte.
Cyberpunk 2077, CD Projekt için ciddi bir test ve şirket kendi kendini bu duruma soktu. Şimdi herkesi memnun etmek için "ister stealth, ister combat odaklı oynayın" veya "karakteriniz cinsiyeti isterseniz olmayacak" seçeneklerini ortaya atıyorlar ve oyuna ekliyorlar. Asıl amaç olan hikaye anlatımı ikincil öncelik oldu.
Ama tüm bu durumlara rağmen, Fallout 4 vak'ası sezinlememe rağmen bekliyoruz işte, insan sevince vazgeçemiyor işte... (sdfsdf ne alakaysa).
THE LAST OF US PART II (29 Mayıs)
İşte asıl beklentimin hiç düşmediği, aksine giderek yükseldiği yapım bu, ahanda(a-han-da) bu. The Last of Us Part II. Bizden Kalanlar İkinci Bölüm. Hemen sıralayayım neden beklentimin yükseldiğini (Ay heyecanlandım.)
İlk sebep tabii ki de ilk oyundan geliyor. 2013'te çıkan oyunu geçen sene deneyimleyebilmiştim. Oyunun birçok bölümünü bilmeme rağmen bitirdiğimde yaşadığım duygu öylesine güçlüydü ki, Ellie ve Joel'e varlığına öylesine inanmış ve bağlanmıştım ki inanamadım bu duruma. Nasıl bir etkidir ki bu ikinci seferde bile öylesine güçlü bir duygu oluşturabiliyor (Bu durum bana özgü değil, oyunun ana karakterlerini canlandıranların bile, ispat burada). Bu işte, kaliteli bir ürün olduğunun göstergesi.
İkincil olarak da Naughty Dog'u göstereceğim. Geçen sene çıkardıkları en popüler oyunları çıkış zamanlarına göre oynama şansına eriştim. Ver her oyunda oldukça açık bir şekilde kendilerini geliştirdiklerini gördüm. Assassin's Creed gibi "tutmuş bir formül üzerine bir tane daha" mantığıyla yaklaşmıyorlar (Aslında bir tek Uncharted Lost Legacy var ama o pek sayılmaz). The Last of Us 2 için de bunun devam edeceğini düşünüyorum.
Ve tabii ki Neil Druckmann, ilk oyunun ve Uncharted 4'ün yazarı, yönetmeni. Hatta abartayım neredeyse her şeyi. Karakterler üzerine oluşturulan hikaye yapısından tutun, anlamsız tutorial'ları bile atmosfere yedirmeyi başarabilen, ağırbaşlı ve ayağı fazlasıyla yere basan oyunlar yapan abimiz. İşini tamamen tutkuyla yapıyor ve Part 2 için de bunu yaptığına eminim (ispat burada).
Neil Druckmann'ın kafasındakini verebilen oyuncular (player olan değil de aktrist olan) da elbet bu beklentinin sahibi. Özellikle Joel'i oynayan Troy Baker. Zaten muazzam bir oyuncu, neyi oynasa/seslendirse muhteşem oluyor, üstüne oldukça tutkulu olduğunu defalarca söylediği Joel'i tekrardan oynayacak. Tweet hisleri çok iyi açıklıyor aslında.
İşte bu sebepler ve olumsuz bir durum görememek (Sony'nin herhangi bir darlama yapması, maddi sıkıtılar vs) beklentimizi oldukça yükseltiyor.
TENET (16 Temmuz)
Film endüstrisinin en sevdiğim yönetmeni yaklaşık beş senedir Christopher Nolan bende. Sektör artık eskisi kadar bende bir heyecan yaratmadığı için bu filme de aşırı bir beklenti yüklemesem de Nolan'ın kolay kolay "en iddialı yapımım" cümlesini kullanmayacağını bildiğim için meraklanmıyor değilim. Dunkirk için "deneysel" demişti ve patlamıştı. Bakalım "iddialı" filmi nasıl oluyormuş.
Filme olan merakımı arttıran bir başka etmen de senaryo konseptinin Nolan'ın en güçlü olduğu yanda olması: Mindfucking. Böyle beynimizi allak bulak edip, hack'leyip wow olacakmışım gibi duygu var ve bu durum gayet iyi.
Cyberpunk'ta bahsettiğim "devasa " beklentiyi Dunkirk'te yapmıştım ve büyük hüsran olmuştu. Tenet için bunu yapmıyorum pek tabii. Yine de biletlerimi ve Omega-3 içeren besinlerimi hazır tutuyorum.
PlayStation 5 - Xbox Series X (Sonbahar)
Zaten duyurulmuş oyunlar bile 2020'nin alev alev yanmasını sağlıyorken üstüne bir de yeni neslin çıkışını göreceğiz, hidrojen bombası etkisi yani. Henüz isimlerini ve ufacık detaylarını bildiğimiz konsolların donanım detayları, fiyatları, çıkış oyunları bilememek ortamı geriyor. Çünkü konsollar bok çıkabilir, zaten oldukça bir kırılgan yapıda olan sektörü önemli ölçüde etkileyebilir. Fiyatlar fahiş olabilir, tamamen uzaktan seyretmemize neden olabilir vs vs oldukça kabarık bir endişe listesi mevcut.
Ama tabii haptic gibi heyecan verici özellikler de var ve yeni nesil demek ciddi bir grafik kalitesi artışı demek. Ne olursa olsun konsollar piyasaya çıkacak ve bir şekilde bir düzen kurulacak. Bunun sancılı mı sancısız mı olduğunu göreceğiz.


