11 Şubat 2015 Çarşamba

'Güncelleme Geldi Hanım'

   İlginçtir ki şu ana kadarki yayınlanmış bütün yazılarımın (bu dahil) yayın tarihlerinin sonunun hep 1 ile bitti, aklıma günlüğüm geldi (varlığını bile çok az insanın bildiği günlüğümü dillendiriyorum burada artık etkisi az). Yedinci sınıftan lise sona kadar tuttuğum (niye bıraktın diyorsan ikinci paragrafa alalım sizi) günlüğümde de ilk başlarda hep salı günleri yazdığımı fark ettim ve bunu gelenek haline getirmiştim. Benim acilen yazma ihtiyacı hissettiğim durumlar oluyordu, ama yine de geleneği bozmamak adına hep salı günlerini beklerdim. Kimse varlığını bile bilmiyordu, niye öyle bir işkenceye zorladıysam kendimi (mükemmeliyetçilik duygundan dolayı Mert).


   O günlük 3 part halinde. İlki, kareli kağıtlarından zımbayla küçük defter gibi yaptığım, sonra liseye geldiğimde hala yazma ihtiyacını hissettiğimde aynısından bir tane daha yaptığım ikinci part olan defter. Ve her şeyi bozan 3. part... Ne böyle uğraştığım defter gibiydi, ne de salı günleri yazılıyordu, her şey rastgele olmuştu artık. Lise sondaydım başladığımda ve sanırım artık uğraşmak istemiyordum yada vaktim yoktu, hiç düşünmedim bile. Sadece yazdım, ve o part olmamıştı sanki. O eski günlüklerdeki mizahi yaklaşım (kendi esprilerime güldüğüm doğrudur, aslında siz de 5 sene önceki duygularınızı bilseydiniz, belki daha fazla gülebilirdiniz) yoktu. Ve ben bitirmedim sonunu. Lisedeki son belki bir, belki de bir buçuk ayı yazmamıştım. O günlük ailedeki en küçük, en sorun çıkartan çocuk gibiydi. Tabi diyecekseniz niye? Bu exclusive olduğundan üzgünüm, hayal kırıklığına uğrayacaksınız çünkü yazmayacağım. Öyle özel bir şey olmadı, sadece değiştiğimi fark ettim. Böyle resmen bazı duygular yerini yeni duygulara bırakıyordu, hissediyordum resmen. Ben genelde geçmişte ne yaptığımı kendime sürekli hatırlatırım ve şu anki Mert olsaydı N'apardı? diye sorarım. İşte o 3. part da bu yüzden böyle parladı gözüme. Kişiliğime güncelleme geliyordu sürekli, kendim getiriyordum kendime. Sonra asla geçen seneki insan olamayacağımı fark ettim ve üniversiteyi bitirdiğimde bunları okumakla vakit kaybetmek istemeyeceğime karar verdim ve bıraktım, anı olarak kalsın dedim, muhtemelen 5 yıl sonra falan çöpe gidecek de. Ama her sene okurum 1-2 kez canım gülmek istediğimde ve duygulanmak istediğimde (Komedi-dram türünün neden var olduğunu anladım günlük sayesinde). Kendimle çeliştim gibi, aslında ben bu yazının konusunu  '2015 GOTY Kim Olur?' olarak belirlemiştim.