Evet, sonunda yayınlayabildiğim bir yazı olacak umarım, sürekli prototipte kalması bir süre sonra şevk kırıyormuş onu öğrendim. O kadar yazıyorsun ve belki de o rahatlamayı hissettikten sonra şöyle dönüp baktığında 'abartmışım' diyorsun, sonra da 'dursun bu sonra yayınlarım' derken öylece kalıyor. Bu sefer öyle olmayacak, çünkü çok sevdiğim bir oyun firması olan CD Projekt'i anlatacağım için benlik bir durum yok hani. Bir de yazıyı öncesinden kurgulamadığım için eğer okumaya niyetliysen ve bir kopukluk hissediyorsan affeyle.
Önce bir açıklama yapayım. Video oyunları, bir stüdyo tarafından yapılır ve dağıtıcı bir şirket tarafından da piyasaya sürülür. Dağıtıcı firmanın aynı anda stüdyoları olabilir (bkz. Rockstar) ve ya sadece diğer oyun firmalarıyla anlaşmalarıyla ayakta kalabilir ya da ikisi de olabilir. Mesela EA şirketini ele alalım. Bioware, Need for Speed, Crytek gibi bir çok oyun firmasının dağıtıcılığını üstlendiği gibi EA Sports gibi kendi bir stüdyoları da mevcut, ve hatta EA Sports o kadar büyük bir stüdyo ki (daha doğrusu EA'de para o kadar çok ki) her yıl FIFA, NBA Live, Madden NFL ve NHL gibi bir çok oyunu sürekli güncelleyerek piyasaya sunabiliyor. Son bir örnek olarak Call of Duty serisini ele alıcağım. Uzaktan görünen aslında her yıl Activision bir tane Call of Duty yapıp piyasaya sunuyor gibi olsa da son çıkan Advanced Warfare ile birlikte tam 3 farklı stüdyo sırasıyla yeni Call of Duty oyununu yapıyorlar. Buradaki amaç bir firma her yıl bir tane Call of Duty oyunu çıkaramayacağı için. Activison ise sadece dağıtımcılığını yapıyor ve bir nevi o stüdyolar Activision'ın kendi stüdyosu gibi iş yapıyorlar. CD Projekt de bir stüdyo (Sonunda istenen cümleyi kurdum).
CD Projekt 'in şu ana kadar sadece iki oyunu yayınlandı (The Witcher 1 ve 2) ve iki tane oyun da duyurulmuş durumda (The Witcher 3 ve Cyberpunk 2077). The Witcher 3'ün aslında yapım aşaması bittiği, sadece optimizasyona uğraşıldığını stüdyo açıkladı.( bkz diss to Ubisoft). Sadece optimizasyonu biraz daha iyi yapmak içinse oyun 4 ay ertelendi ve Mayıs'a kadar uzadı çıkış tarihi. Ama işin ilginç yanı neredeyse hiçbir oyuncu bu duruma aşırı bir tepki vermedi ve aksine 'Siz erteliyorsanız vardır bi bildiğiniz' tarzı yorumlar yaptı, ben dahil. Belki de oyuncular son çıkan Assassin's Creed Unity'nin çok yüksek sistem özellikleri istemesine rağmen FPS değerlerinin yerlerde süründüğü olayını da göz önüne alarak bu ertelenme olayına sıcak bakmış olabilirler ama bu olayın bütün kitleyi etkileyeceğini düşünmüyorum. Çünkü CD Projekt gerçekten de çok sevilen bir stüdyo. Benim gibi RPG oyunlarını sevmeyen adama bile aldırttılar oyunlarını. Çünkü artık oyuncuları 'para makinesi' olarak bakmayan firma sayısı o kadar az ki ve CD Projekt de bu azınlığı temsil ettiği için çok seviliyor. 'O kadar para veriyorsunuz, o zaman karşılığını almalısınız' diyorlar sonuna kadar, ve her oyununda da DLC denilen paralı saçmalığı bedava yayınlıyorlar, evet bedava. Hiç para kazanmıyorlar DLC'den. Günümüzde silahların dış tasarımını değiştirmek için 1-2 euroya satılan cammolardan tutun, oyunun yarısının bir satıp, diğer yarısını da 'para lazımdı ondan' deyip sonradan yayınlayan (bkz. Metal Gear Solid) stüdyolardan değil CD Projekt. Belki de ellerindeki tek ürün olduğundan en iyisini yapmak istiyorlardır ama şu anda The Witcher 3 o kadar çok bekleniliyor ki ve çok satılacağı o kadar kesin ki stüdyo yine öncesinden sonradan çıkacak bütün ek paketleri (DLC) ücretsiz yapacaklarını açıkladı. Düşünün, yılın başında en çok merak edilen ödül alanında her yerden oy topluyorsunuz, oyuncular çıldırmış durumda ve 4 ay daha erteledikten sonra bile sonuna kadar savunulan bir firma olmaya devam ediyorsunuz. Nasıl olmayasınız ki The Witcher 3'ün sadece bu yılın değil, son 10 yılın en iyi RPG oyununa aday olma ihtimalleri konuşulurken.
50 saat hikaye, 50 saat yan görevlerle toplam 100 saatlik bir deneyim sunacak The Witcher 3'ü Türkiye'de kutulu olarak 60 ₺'ya ön sipariş verebilirsiniz. Hatırlatalım, konsollara çıkışının bir buçuk sene ardından PC'ye çıkacak olan GTA V'in 180 ₺ olduğunu. Ancak maalesef 2. oyunda olan Türkçe dil desteğinin 3'te olmayacağını da üzülerek söylüyorum, tek kalp üzüntüsü yapan yer burası.
The Witcher 3'ü övmeye devam ediyorum, daha çıkmadan benden bu kadar çok övgü ve beğeni kazanan ilk oyun olduğunu söylemek istiyorum. Çıktıktan sonra bir daha överim belki 'Yılın Oyunu' sıfatıyla. Bir RPG oyunun en önemli özelliklerinden, olmazsa olmazlarından birisi seçim yaptıktan sonra sizin seçimlerinize göre oyunun değişmesi. The Witcher 3'ün 36 farklı sonu olduğu ve her konuşmanın ardından bile halkın size bakış açısının değiştiği bir oyun olacak (En azından yapımcılar öyle dedi ve sözün ehli insanlar olduğundan inancım tam) ve hatta halktan birini öldürdüğünüz vakit o kişiyi bir daha asla göremeyeceksiniz. (Görev insanları hariç) Tam RPG sıfatını da 3. oyunda olacak olan açık dünyayla alacak olan The Witcher 3'ün haritası Skyrim'den %20 daha geniş olacağı söyleniyor. Tabi direk büyük harita eşit değildir alacağımız zevk derseniz, yapımcılar hemen içinizi 'her yan görev birbirinden farklı bir şekilde olacak' diyerek rahatlatıyor. RPG'nin kralı olan Skyrim'le sürekli olarak karşılaştırılacağı şimdiden belli ve bunun ne derece adil olacağı ise muamma. Çünkü The Witcher 3 sadece 15 milyon dolara yapılmışken(GÜNCELLEME: 9 Eylül 2015'te maliyetinin 81 milyon Euro olduğunu açıkladılar) Skyrim ise 85 milyon dolara yapıldı, yani Witcher 3'ün 5 katından da fazlası. Dipnot: The Witcher 2 ise 10 milyon dolara yapılmıştı ancak çok iyi notlar almasına ve sevilmesine rağmen Skyrim'le aynı sene çıktığı ve her yerde Skyrim haberi yapıldığı için adını çok fazla belli edemedi. Eğer Skyrim 15 milyon dolar bütçeyle yapılsaydı o zaman adil şekilde karşılaştırma yapılabilirdi. Sanırım yeteri kadar övdüğüme göre Witcher 2'ye, Geralt abimizin yanına uğrayayım artık.