5 Eylül 2017 Salı

Evet, Bir Ubisoft Oyununu Heyecanla Bekliyorum

     Blogumdaki en çok adını geçirdiğim, CD Projekt'ten bile çok bahsettiğim firma olan Ubisoft'a çoğu zaman, hatta neredeyse her zaman kötü şeyler söyledim. Gerek taklitçiliği, gerek yenilikçi hiçbir şey üretmeyişi ve sürekli para basan bir IP bulma çabaları gerçekten de sinir bozucu. Ubisoft'u Ubisoft yapan oyunlara, geçmişine baktığımızda tam tersi durumu görmemiz, aslında Ubisoft'un eskiden ne kadar da üretici, insanları sevdiren ve onlarla bağ kurmasını sağlayan ürünlerin ortaya çıkardığını ispatlar nitelikte. Geçmişine baktığımızda Ubisoft şimdiki adından çok daha iyi anılıyordu.
      Assassin's Creed serisi, beklenilenden çok daha büyüyünce Ubisoft, belirli bir noktadan sonra kolaya kaçtı ve Assassin's Creed'den görmüş olduğu "markalaştırmak kolay para demek" formülünü diğer oyunlara da uygulamaya çalıştı ve sürekli eski markaların yeni oyunlarını piyasaya sürdü. Bu oyunlar kimi zaman başarılı, kimi zaman başarısız oluyordu da hiçbiri oyun sektörüne ve oyunculara bir şey katmıyordu.
     Ancak Ubisoft sadece bu markalarla "geçinip gidiyoruz yea" diyen bir firma olmadı ve az önce dediğim gibi Assassin's Creed'in yanına bir isim daha eklemeye çalıştı, böylece bir sene onu bir sene bunu yayınlayarak hem oyunların geliştirme sürecini arttırmış olacaktı, hem de insanların aynı oyun konseptinden sıkılmaması sağlamış olacaktı. Bu sebeple çıkarılan oyunların tanıtımları da hep "bakınız, ne kadar da devrim niteliğinde oynanış ve grafik var" tarzında oldu. Watch Dogs'un tanıtım videolarını düşünürsek, insanlara gösterilen şeyin başka hiçbir oyunda olmayan, sınırsız özgürlük sağlayabilen bir oyun olarak tanıtıldığını hatırlarız. (Ben oyunu büyük merakla beklemiştim, çünkü derdim Chicago'da zaman geçirmekti.) Hatta GTA V çıktığında sosyal medyadan "GTA'da 3 ay vakit geçirmek yeter" diye durumlar bile paylaşmışlardı. Sonuç tabi ki fiyaskoydu.
    Ubisoft, sadece Watch Dogs ile girişimini sonuçlandırmadı. The Division, For Honor, Ghost Recon: Wildlands olsun özellikle multiplayer tarafında pay alma derdinde. Nitekim Rainbow: Six Siege ile bunu bir nebze olsun başardılar. Ama Rainbow ismi de Ubisoft'un altın yıllarında kazandığı bir isimdi.
    Sürekli bir şeyler deneyen Ubisoft'un aslında Ubiart Framework ile yapılmış çok güzel oyunları var. Valiant Hearts: The Great War (ki benim çok sevdiğim bir oyundur), Child of Light, Rayman: Origins ve Rayman: Legends oyunlarının hepsi oyuncular tarafından sevilmiş oyunlar. Ama bu oyunlar getirisi az olduğu için Ubisoft, Ubiart Framework ile oyun geliştirmemeye karar verdi. Ubisoft, yaptığı tek güzel işi de sırf para getirmediği için bitirdi ve benim gözümde çok boş bir firma oldu.
     Derken son E3'te duyurulan bir oyun tanıtımı var ki, hem benim Ubisoft'a olan ön yargımı kırabilecek seviyede, hem de gerçekten yenilikçi olabilecek potansiyelde: Beyond: Good & Evil 2.
(Yazının buradan sonrası şu şarkıyla beraber daha anlamlı ve güzel gider.)

Tanıtım videosunda gözüken Monkey, daha ilk konuşmasında beni kendine çekmeyi başarmıştı.

     Beyond: Good & Evil 2'nin, kısaca BGE2'nin,  Ubisoft oyunu olmasına rağmen gerçekten heyecanlandıracak sebeplerinden en önemlisi oyunun başındaki isim olan Michel Ansel. İlk oyunun da başında olan Ansel, aynı zamanda bize göre çok başarılı, Ubisoft'a göre pek de başarılı olmayan Rayman: Origins ve Rayman: Legends'ın da başındaki isimdi. Bu iki oyunu eğer oynadıysanız demek istediğim çok daha anlaşılır olmuştur. Özellikle Rayman: Legends, oyuncular tarafından çok sevilen bir platform oyunu. Bu iki oyunun, gerek mekanikleri olsun, gerekse inanılmaz eğlenceli karakterleri olsun çok keyif verici bir atmosferi vardı. BGE2'de de kesinlikle güzel olacağını düşündüğüm özelliklerden biri karakterleri. Ansel bu konuda oldukça başarılı.
    Michel Ansel, ayrıca oldukça tutkulu bir isim. Oyunun gerçekten de güzel olmasını, bizimle bir bağ oluşmasını istiyor. Zira böyle bir duyguyu Rayman oyunlarında da hissetmeseydi onlar da bu kadar içimizi ısıtacak oyunlar olmazdı. Ansel'in ne kadar tutkulu olduğunu E3'te sahneye çıktığındaki gözyaşlarından anlayabiliriz.
    BGE2'nin bir başka "olay olabilecek" özelliği ise, Ansel'in yorumladığı oyunun teknik demo videosunda anlatılan, No Man's Sky'a benzeyen, galaksiler arası gezintiyi hiçbir yükleme ekranı olmadan gezebilmek. Bu özellik için üç yıldır çalışıldığını söylüyor Ansel videoda. Oyunun buradan da büyük olacağını görmek mümkün.
    Michel Ansel'in biraz önce de bahsettiğim gibi oyunlarının bizim beğenmemizi isteyen biri. Bu yüzden teknik demo videosunda, sürekli olarak bizim oyunda nelerin olmasını istediğimizi söylememizi istedi. Space Monkey Program ismini verdikleri bir sisteme üye olup, oyunda nelerin olmasını isteyorsak Ubisoft'a bildiriyoruz. Ansel'in bizim görüşlerimizi de çokça önemsemesi hiç de Ubisoft işi değil gibi demi. Bu oyun zaten klasik Ubisoft oyunlarından farklı olacak. 2019'dan önce çıkmayacağını düşündüğüm bu oyunun gerçekten büyük bir potansiyeli var ve ben gerçekten merak ediyorum.